atatürk

Ulusların tarihinin değiştiği anlar vardır.18 Mart bunlardan biridir. 1. Dünya savaşının en kanlı günlerinde İngilizler Çanakkale Boğazını geçerek Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olan İstanbul’u ele geçirmek istiyorlardı. Bu amacı gerçekleştirmek üzere sömürgelerinden topladığı ne için savaştığını bile bilmeyen insanlardan müteşekkil deniz ordusu ile Çanakkale boğazına dayandılar. Onlara Fransızlar da destek oldular.

Amaçları iki hafta içinde boğazı geçip Osmanlı İmparatorluğunu devre dışı bırakmaktı. Böylece  savaş sona erecek, İtilaf Devletleri geçitler, boğazlar kanallar ve petrol yataklarından oluşan ve çoğunluğu da Osmanlı ülkesinde bulunan bir coğrafyaya sahip olacaktılar.

Osmanlı Devleti için sorun sadece toprak kaybı değildi. Eğer boğaz geçilirse İslam’ın hüküm sürdüğü topraklar haç adına hareket eden karanlık eller tarafından kirletilecekti. Bu yüzden Müslüman olan herkesin yüreği Çanakkale için çarpmaya başlamıştı. Cepheye gidenler şehadet arzusuyla tutuşuyor, geri dönmeyi düşünmüyorlardı.


Şiddetli düşman taarruzu nedeniyle cepheye sürülen her er istisnasız şehadet ile şerefleniyordu. Düşman Gelibolu’da sert kayaya çarpmıştı. Türkler ölüyor fakat geri çekilmiyordu. Denizden ilerlemeyen geçen düşman gemileri ve denizaltıları ise Türk topçusu ve mayınlar nedeniyle ilerleyemiyordu.

O tarihe kadar görülmüş en büyük savaş donanması Çanakkale’de Türklere karşı savaşıyordu. Mustafa Kemal önderliğindeki Türk ordusu ise ne pahasına olsun geri çekilmemeye kararlı idi. “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum !” emri verilen 57. Alay’dan hiç kimse bu emri çiğnemedi ve hepsi can verdi. Osmanlı ordusu Mustafa Kemal’in komutasında büyük bir zafer kazandı.

Kazanılan zafer düşmanlara bile “Çanakkale Geçilmez!” dedirtti. Şimdi bile boğazı geçen gemiler Çanakkale’yi geçtim demez, abideyi selamladım der.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir