atatürkün hayatı

İnsanoğlunun doğaya karşı üstünlükleri ve zayıf yönleri bulunmaktadır. Bunlar maddeler halinde şöyledir.

İnsanoğlunun doğaya karşı üstünlükleri

1.İnsanın doğaya karşı en önemli üstünlüğü, ona hükmedecek bir zekaya sahip olmasıdır. Bu zeka sayesinde doğadan istifade eder.

2.Doğa şartları ne olursa olsun insanlar her ortama adapte olabilirler.

3.İnsanoğlu doğanın kendine sunduğu nimetleri işleyecek kabiliyettedir. Doğadan aldıkları ile kendine daha konforlu yaşam ortamı oluşturur.

4. İnsanoğlu güç ve imkanlarını birleştirerek doğal felaketlere karşı önlem alabilmektedir.

5. İnsanoğlu doğa ile olan mücadelesinde genellikle etken haldedir. Sürekli istekleri doğrultusunda doğadan bir şeyler alır.

6.İnsanoğlu doğanın gizemini büyük ölçüde çözmüştür. Doğal felaketleri önceden tahmin edebilmektedir.

7.İnsanoğlu deprem haritaları, hava tahmin sistemleri, jeoloji haritaları, petrol haritaları yaparak doğa üzerinde kontrol sağlar.

 

İnsanoğlunun doğaya karşı zayıflıkları

1.       Doğal felaketler hala insanlara zarar vermeye devam etmektedir.

2.       İnsanların yeraltı sularını, havayı  ve yeryüzünü kirletmeleri nedeniyle, doğa giderek kirlenmektedir.

3.       Doğal kaynaklar sürekli tüketildiği için insanların doğadan yararlanma imkanları giderek azalmaktadır.


4.       İnsanların kontrolsüz faaliyetleri ve hırsı yüzünden iklim değişiklikleri yaşanmakta ve bu da doğal felaketlere neden olmaktadır.

5.       İnsanoğlu tedbir almadığı zamanlarda hala doğal felaketler karşısında çaresizdir.

6.       İnsanın doğaya sistematik olarak zarar vermesi nedeniyle, dünya giderek yaşam koşulları zor bir yere dönüşmektedir.

7.       İnsanın yaşamak için doğaya ihtiyacı vardır.

 

 İnsanoğlunun doğaya karşı üstünlük ve zayıflıkları kompozisyon

Doğa Allah’ın (cc) insanlara sunduğu bir armağandır. İnsanoğlu zekası ve türdeşleri ile işbirliği yapabilmesi sayesinde doğayı önemli ölçüde kontrol altına almayı başarmış ve yaşam için gerekli kaynakları doğadan temin etmektedir.

İnsanlar hayvanları evcilleştirmiş, fosil yakıtların yerlerini keşfetmiş ve bu yakıtlardan nasıl istifade edeceğini öğrenmiş durumdadır. Ayrıca doğal bitki tohumlarını ıslah ederek düzenli zirai üretim yapmayı başarmıştır. Yer çekimini, suyun kaldırma kuvvetini, buhar gücünü ve daha bir çok şeyi keşfedip bunları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmıştır.

Ama son iki yüzyılda insanoğlunun hırsının doğaya büyük zararları olmuştur. Üretimden sonra ortaya çıkan atıkların kontrolsüz şekilde doğaya salınması, su kaynaklarının kirletilmesi, kimyasal maddelerin hava, su ve yeri kirletmesi, doğal kaynakların hızla tükenmesi sadece doğal vermekle kalmayıp insana da zarar vermeye başlamıştır.

İnsanoğlunun doğayı tahrip etme etkisi iklimleri değiştirecek düzeye ulaşmıştır. Doğa imkanlarını cömertçe insana sunarken, insanoğlu hesapsızca doğayı sömürmeyi tercih etmiş ve bunun sonucunda da bindiği dalı kesmeye başlamıştır.

Unutulmamalıdır ki insanlar elde ettikleri bu medeniyet seviyesini doğadan aldıklarına borçludur. Doğa biterse de insanlık da bitecektir.

İnsanoğlu doğaya verdiği zararları anlamış ve sürdürülebilirlik kavramı üzerinde durmaya başlamıştır. Sürdürülebilirlik kaynakların verimli kullanımı, atıkları kontrollü şekilde bertarafı ve doğal dengeyi bozmadan doğadan istifade etmeye çalışmaktır.

Şimdiye kadar ki sürdürülebilirlik adına yapılan çalışmalar insanoğlunun tahripkar faaliyetlerini biraz sınırlasa da doğanın dengesi giderek bozulmakta, doğal kaynaklar bir daha yerine konulamayacak derecede azalmakta ve önü alınamaz şekilde doğa kirlenmektedir.

Doğanın dengesi iklimde ani değişikliklere sel, fırtına, aşırı sıcaklık gibi afetlere neden olmaktadır. İnsanların bu uyarılara kulak verip doğaya saygılı hareket etmeleri gerekmektedir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir