Atatürk Hakkında Bilinenler
« Previous EntriesYüce atamızın Türk’ü tarifi
4 Aralık 2009 Cuma
Bu memleket,
Dünya’nın beklemediği,
Asla ümid etmediği
Bir müstesna mevcudiyetin
Yüksek tecellisine yüksek sahne oldu.
Bu sahne yedi bin senelik en aşağı bir Türk beşiğidir.
Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı;
Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı,
O çocuk
Tabiatın şimşeklerinden,yıldırımlarından,kasırgalarından
Evvela korkar gibi oldu;
Sonra onlara alıştı;
Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu.
Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu;
Şimşek,yıldırım,güneş oldu,Türk oldu.
Türk budur.
Yıldırımdır,kasırgadır,dünyayı aydınlatan güneştir.
İzmir rakıyla güzel.
11 Eylül 2008 Perşembeİzmir rakıyla güsel.
Rakının hayal dünyasını hareketlendirdiğini iyi bilen Mustafa Kemal’in, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele’nin ağır disiplin ve gerçekçilik gerektiren şartlarında içkiden uzak durduğu yakın çevresinin defalarca zikrettiği bir konudur. Atatürk hakkındaki eserlerde bu dönemde içki içildiğine dair bir veriye rastlayamıyoruz. Ancak Kurtuluş Savaşı’nın bitişinde, İzmir’in kurtuluşundan sonra Atatürk’ün rakı içtiğini görüyoruz. Devamını Okuyun »
ATATÜRK’ün Sabiha gökçenle geçen kısa konuşması.
11 Eylül 2008 PerşembeATATÜRK’ün Sabiha gökçenle geçen kısa konuşması.
Bir sabah, Ata’nın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleri ile meşguldu. Bir süre ayakta bekledim, birden derin bir iç geçirdi ve ‘Allah’ dedi. (O bunu sık sık tekrarlardı.)
Atatürk hakkında evvelce çok şeyler duymuştum, bu tesirle olacak, bir hayli şaşırdım. O’nun ağzından Allah kelimesini duymak beni şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı. Devamını Okuyun »
Anılarla Atatürk
11 Eylül 2008 Perşembe HAPI YUTARDI
Atatürk Galatasaray Lisesi’nde öğrencilerden birine sordu:
-Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
-Hapı yutardı…dedi.
Bu yanıt Atatürk’ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi. Devamını Okuyun »
Atatürk’ün materyalistlere cevapları
2 Şubat 2008 CumartesiAtatürk’ün materyalistlere cevapları
Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum… Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.” (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk’le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
“Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.” (Atatürk’ün S.D. II, 1923, s. 127)
“Ey Arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O’nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. Ikinci devir, insanligin kemal (olgunluk ) devridir.”
“Ey millet! Allah birdir, sani, büyüktür. Allah’ın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur’ani azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Haktır.” (Atatürk’ün 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir’de Zağanos Paşa Camii’nde vermiş olduğu hutbeden bir bölümdür.)
“Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşerek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır.”
Ata öyle binilmez böyle binilir.
23 Ocak 2008 Çarşamba
ata öyle binilmez böyle binilir. |
Yorumsuz!!
ATATÜRK’TEN SON MEKTUP
23 Ocak 2008 ÇarşambaSiz beni halâ anlayamadınız .
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş “Yıl 1919, Mayıs’ın 19′u” diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Devamını Okuyun »
3 bin 997 kitap okudu
17 Ocak 2008 PerşembeKültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek, Erciyes Üniversitesi’nde verdiği konferansta Atatürk’ün, tesbit edilen 3 bin 997 kitap okuduğunu belirterek,
“Atatürk, keşke rakı içmese, tütün kullanmasa ve hardal yemeseydi de daha uzun yaşasaydı. Keşke ülkesine daha uzun yıllar hizmet edebilseydi” dedi. Devamını Okuyun »
Atatürk’ün Yadigarı
14 Ocak 2008 PazartesiAtatürk’ün cebinden saat çıkarıp armağan ettiği çocuklardan biride küçük Altan’dır. 1937 Haziran ayında İstanbul da ünlü Park Otel’de , küçük Altan’la konuşmalarından duygulanan Atatürk, değerli saatini vererek onu da ödüllendirmiştir. Bu olaydan iki yıl sonra (1939) Galatasaray Lisesi’nin ilk okul bölümünde okuyan küçük Altan, yaşantısındaki bu mutlu olayı bir gazeteciye şöyle anlatmıştır. Devamını Okuyun »
Atatürkçülük ne demek? (Uğur Mumcu)
9 Ocak 2008 ÇarşambaAtatürkçülük, kısaca ulusal bağımsızlık ve ulusal onur demektir. Atatürkçülük, özetle antiemperyalist bir kurtuluş savaşını başlatan ve sürdüren bir eylem ve öğretidir.Amacımız, ulusal sınırlarımız içinde toprak bütünlüğümüzü ve ulusal tam bağımsızlığımızı sağlamaktır. Buna engel olmak üzere karşımıza çıkacak kuvvet, kim ve ne olursa olsun hiç duraksamadan çarpışırız ve başarı kazanırız. Bu konuda karar ve inancımız kesindir. Atatürkçülüğü, tam bağımsızlık inancından ayırmanın ve çok yönlü uluslararası ipotekleri Atatürkçülük adına savunmanın hiç olanağı yoktur. Kurtuluş Savaşı’nın başlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün programlarına dayanağı, şu iki temeldir: Tam bağımsızlık, kayıtsız koşulsuz ulusal egemenlik!.. Devamını Okuyun »
« Previous Entries
